Hayatımızın belli noktalarında direksiyon kırmamız gerekir. Zaten bu noktalara da ya direksiyon kırdığımız için kırılma noktası deriz, ya da kırılma noktası olduğu için direksiyon kırmak deriz.

Tabi bu gereksiz bir ikilem. Zira tarihe baktığımızda, Google Books’a göre 1821’lerde bile (Google Books maalesef 19. yüzyıldan öncesine gitmiyor) ‘breakpoint’ kelimesi bahsettiğim anlamda kullanılırken, direksiyon 1894 yılında keşfedilmiş. Bu çok şaşıracağımız bir bilgi değil – şaşıracağımız bilgi, 1885’ten 1894’e kadar otomobillerde direksiyon yerine dümen yekesi kullanılması. Binyıllardır evrimleşen ve mantıklı düşünüp üretebilen varlıklar olduğumuzu düşününce, ilk başta arabaların gemilerde kullanılan dümen sistemleri ile kontrol edileceğinin düşünülmesi komik. Ama insanların davranışlarının herhangi birinden daha rasyonel ve daha az komik.

İlk Otomobil: https://www.daimler.com/company/tradition/company-history/1885-1886.html

Çok dağılmıyorum.
Yaşlandıkça insanın başkalarını daha az düşündüğü gerçeği aşikar. Sesi de daha fazla çıkıyor insanın bu halde, bu güzel bir şey – eğer altyapısı varsa. Bugünlerde bu konuyu düşündüğümde farkettiğim şey ise, underdog dediğimiz kişilerin aslında bu davranışı daha erken benimsemesi ve içselleştirmesi. Bu durum da aslında bunun yaşla değil, doğrudan çarpıcı deneyimlerle gerçekleştiğini gösteriyor sanırım.

(Underdog kelimesinin Türkçe’si mazlum olsa da, bilerek kullanmadım. Bu noktada teknolojiye yön veren birçok kişiyi biyografilerine ve röportajlarına dayanarak underdog olarak tanımlıyorum ve mazlum kelimesi maalesef bu durumu tam olarak karşılamıyor.)

Peki bu durumun direksiyon ile ilgisi ne? Kırılma noktası ile underdog olmanın ya da rasyonel olmanın bağlantısı nasıl oluşuyor? İngilizlerin rasyonelliğine erişmek mümkün mü?

Direksiyon konusu.
Mentörüm ile bu hafta kırılma noktaları üzerine konuştuk. Mentörümün anlattığı şey bana çarpıcı geldi, direksiyonu bir kere sert kırdıktan sonra, insanın daha kolay kırabildiğini söyledi. Tabi ki insanın geçmişte yaptığı bir şeyi yapması daha kolay hale geliyor, ancak tek seferlik bir kırışın da etki etmesi ilginç. Onun bahsettiği büyük bir kırıştı, ben geçmişte daha güvenli direksiyonlar kırdım ve onların hayatımdaki etkileri bile bu durumun doğruluğunu gösteriyor. İnsan, bu alanda bazı diğer alanlara göre çok daha hızlı gelişiyor.

Underdog konusu.
Underdog kişiler her ne kadar yaşamları bazı dönemlerde kötü geçse de, hayattaki diğer şartları ortalamanın biraz üstündeyse ve belki de insanlığın biraz şanslı bir dönemine denk geldilerse, karakterlerine inanılmaz bir yıkıcı güç katıyorlar.

İngilizlik konusu.
Ben erişmenin mümkün olmadığını düşünsem de, düzenli meditasyon, stoisizm okumaları ve farkındalık artışı ile İngiliz rasyonelliğine yaklaşılabileceğine inanıyorum.

Photo by Tobias Tullius: https://unsplash.com/photos/jCbhpbUMv-Q

Direksiyon kırmada ustalaşmak, liderler için elzem bir vasıf, aynı zamanda toplumdaki kişilerin iyileşmeleri için, gelişebilmeleri için gerekli bir vasıf, organizasyonların yok olup gitmemeleri için hayati bir vasıf. Aksi taktirde Dünya’nın senarist ve yönetmenlerinden olan doğal seçilim, direksiyon kıranların, kıramayanları virajda şarampole yuvarlayacağı filmi bir kez daha bize sunacak.

Published by Çağlar

Entrepreneur, marketing professional. Seeking new adventures.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.