23 Haziran seçimlerinde ben de müşahittim. Muhtemelen on binlerce diğer kişi gibi, ben de ilk kez bir müşahitlik deneyimi yaşadım. Oy vereceğim yer ile alakalı olmasa da, müşahit eksikliğinden dolayı Bağcılar’da bir sandıkta görevli oldum. Öncelikle hikayeye ilk olarak niye müşahit olduğumla başlayayım.

Neden müşahit oldum?

Ana nedenleri, sıkılmışlık ve sıkışmışlık. Her geçen gün Dünya’ya olan erişimimin kısıtlanmasından, satın alma gücümün azalmasından, hayatıma müdahaleden, hepsinden sıkıldım. Bir işveren olarak deli gibi vergi verirken ve vergi vermeyi teşvik ederken, bir vatandaş olarak her zaman fiş isterken, insanların fiş vermemesinden, kaçak kullanımlardan, şaibelerden ve boşa harcanan yatırımlardan sıkıldım. Dikkatlice etrafınıza bakın, şark kurnazlığının, şark ve garb ayırmadığını göreceksiniz.

24 Haziran 2018 sonrası ise sürece inancımı biraz kaybettim. Buna aptallık, sistemin gidişatına destek olmak diyenler olsa da, muhalefet de olsa partilere sivil halk için burada olduklarını ve boykot ediliyor olduklarını toplu göstermek, büyük etkiler uyandırıyor.

(şu an farklı düşünüp farklı aksiyonlar alırdım)

Ama sonra Ekrem İmamoğlu bir şekilde kampanya süreci ile fikrimi değiştirdi. Çok da umutlu değildim, ama açıkçası o ekibin emeklerinin boşa çıkmadığını görmelerini istedim, çünkü çok yoğun bir süreç geçiriyorlardı. Dünya’nın bugün bu halde olmasının sebebi olan iyi ve çalışkan insanların hakettiklerini alamama durumunun önüne geçip, bir oy bile bu hakkı hissettirir diye düşündüm.

Ekrem İmamoğlu o gece başkan oldu, şaşırdım. Heyecanla geceyi takip ettim, o gün görevli olmadığım için kendime çok kızdım. Sonraki süreçte her şey daha da kötüleşti, mazbatanın gelmesinin günler sürmesi, sonrasında başkanlık makamının tekrar alınarak valiye devredilmesi ve tekrar seçim.

Bu sürecin en kötü ve en maliyetli yanı ne biliyor musunuz? İnsanların zihninde çalınan o değerli bölge. Mazbatanın verildiği ve alındığı zaman aralığı, herkesin tekrar gündeminin üretim olduğu, yenilik olduğu, ilerleme olduğu dönemken, ne öncesinde ne de sonrasında, aklımızı o alana odaklayamadık. En azından ben odaklayamadım, bunun da maddi olarak bir tarifi yok. Üreten insanlar demek istediklerimi anlayacaktır. Olay, üretkenliği alıp götürüyor.

Her neyse, benim müşahit olma isteğim de bu zihinsel işgale dur demekti. Neler oluyor kontrol etmekti, katkım olacaksa katkıda bulunmak, sürecin doğru işlediğinden emin olmaktı.

Zihnimin işgaline dur demek istedim, üretebilmek, kafanın rahat olması, ne olursa olsun artık hak edenin hakkına kavuşması. Sonra da seçim gününe geldik. Unutmadan, işgal sürecinin güzel bir videosunu yapmış BBC, bir göz atın derim.

Süreç Öncesi

Erken saatte orada olmam gerektiğini biliyordum, duyduğum saat de paylaşılan eğitim videosundaki gibi 6:30’du. Bu vakitte orada olduktan sonra 6:45 gibi okula girmeyi bekliyordum ama alandaki yetkililerin bilgisizliği nedeniyle içeri giremedik. Hatta ve hatta, malesef 8:00’a kadar sandığa gitme şansımız olmadı. Biraz komik bir durum, nitekim ilk yetkinlik eksiği burada bulunuyor.

Demokrasiyi önemsediğimiz, 2019 yılının getirdiği tüm yenilikleri kullandığımız bu zaman diliminde, insanlık tarihinde belki de en sık seçim yapan toplum olmamıza rağmen, hala saatler, yapılacaklar, izinler/kısıtlamalar insanlar tarafından ne çalışılmış, ne de kişiler tarafından aktarılmış. Nitekim tartışmaların çoğu da oradan çıkıyor, ona da birazdan geleceğim.

Bu sırada tabi müşahit kartlarımızı da aldık, her ne kadar bu kartlar çok da sandık bağımlı verilmemiş olsa da, mühür ve imza taşıyor olmasından ötürü, görece daha güvenilir denebilir. Sonrasında 8:00’e kadar bekledik ve içeriye girdik.

Sandığa İlk Temas

Müşahit olduğum sandığa gittim ancak sandık başkanı kurulun tam olduğunu, kimsenin eksik olmadığını belirtti. Ben de sandık üyesi olmadığımı, müşahit olduğumu tekrar belirttim ve içeriye girdim.

Başlangıçta müşahit olduğum için biraz yadırgansam da, zaman içerisinde çok ileriye gitmese de sandıktaki kişiler arasında en azından negatif olmayan bir hava oluştu. Birkaç saat sonra da kendi sandığıma gidip oyumu kullandım ve tekrar Bağcılar’a geri geldim.

Oy Süreci

Gün içinde her şey normaldi. Ufak tefek sorunlar çıksa da, bu sorunların tamamı mevzuat ile ilgili bilgisizlikten kaynaklanıyordu. Ufak tefek demiş olsam da, İstanbul’daki büyük bir seçim noktasında basit bilgisizliklerin olması çok üzücü. Seçmenin daha az bilinçli olduğu yerlerde çok daha büyük hatalar, şüphesiz yapılıyordur.

Kurul üyeleri ve müşahitler genel olarak derslerine çalışmamış, şehrin gelecek 5 yılını planlayacak ve yönetecek kişinin seçimine çok zaman ayırmamışlar. İşin üzücüsü, mevzuata detaylı hakim olan bir kurul ekibi olmadığı için, laf anlatmak da zor. Basit şeylerde bile gereksiz bir gerginlik yaşanıyor.

Ama samimiyet olunca gerginlik çok uzamıyor, insanlar rahatlıyor, partileri, seçim sürecini, oylamayı unutuyor, rahat rahat görevinizi yapıyor, gözlemliyorsunuz. Tabi durum böyle kalmıyor, oy sayım işlemine geçerken, durum biraz yolundan sapıyor.

Oy Sayım Süreci

Sandık başkanımız bu süreci çok güzel başlattı, ancak arada insanlardan ötürü biraz tökezledi. İçeride seçim boyunca bulunan 2 müşahit, sayım için çetelelerimiz hazır şekilde bekliyorduk, sonrasında gün içinde odaya girip çıkan ve ülkücü selamı veren birkaç çocuk, onlarla beraber AKP müşahitleri sınıfa geldiler.

Bu süreç boyunca da ortaya çıkan ana nokta, millet olarak matematiğimizin kötü olması, ve oyların hala elle sayılıyor olması. Bürokraside birçok yerin güvensizlik vermesinin yine bir nebze anlaşılır, ancak seçimlerde böylesine açık, güvensiz, garip süreçlerin olması, beni epey etkiledi.

Bununla beraber, partizanlık maalesef burada da baş gösterdi. “Sizi saydık, bizi de sayalım.”, “Bize itiraz ederseniz, biz de size itiraz ederiz.” gibi üzücü muhabbetler. İşin en zoru yine mevzuatı anlatmak oldu, ancak burada seslerin yükselmesinden dolayı, maalesef farklı partilerin avukatları olaya çözüm için müdahil oldular. Bu noktada sandık başkanının orada otoriteyi sağlayıp yönetmesi gerekiyor, ancak gereksiz gerginlikten ötürü onun da kendisini toparlaması zaman alabiliyor.

Oy sayım süreci tekrar tekrar hesaplamalar, tekrar tekrar kontroller ve yanlış sayımları düzelte düzelte sona erdi. Yoruldum, ancak en azından sürece destek olduğum için mutlu oldum. Geçmiş seçimlerde müşahit olmadığım için de epey utandım.

Kıssadan Hisseler

Bazı çıkarımlarım ve önerilerim var. Gerçekleşir ya da gerçekleşmez, o kısmını bilemeyeceğim. Ancak söylemeden geçemiyorum.

  • Anka Haber Ajansı’nda çalışan kişilerin sık sık gelip güncel sayıları alması güzeldi. Umarım benzer bir titiz çalışmayı Türkiye genelinde başarılı bir şekilde yapabilirler. Demokrasinin bir numaralı dayanağı açık bilgi, özgür basındır. Anka gibi farklı ajansların da olması, çok seslilik yaratır, sürece katkı sağlar.
  • Sandıkta eğitimli bir kurul olmalı. Bu YSK’nın hatası, tamamen metin olan bir döküman vermek, bunu da bir şekilde güvence altına almamak. Güzel görselli ve oyunlaştırılmış bir döküman, ya da izlemesi keyifli video içerikler hazırlanabilir. Unutmamak lazım, kısa dönemli bu tip çalışmalarda kişiler başka işler gibi hazırlanmayacaklardır. Dolayısıyla dokümanın bir UX profesyonelinin elinden geçmesi şart.
  • Millet olarak matematiğimiz kötü ve takip yapamıyoruz. Bu yüzden sayım için işi kolaylaştıracak bazı araçlar gerek. O noktadaki hatalar için, sadece yazık.
  • Kolluk kuvvetlerinin gerginliği her yere yansır. Dolayısıyla kolluk kuvvetlerine seçim öncesi görev vermemek ya da ütopik olacak ama profesyoneller tarafından bir sandık psikolojisi eğitimi vermek ne güzel olur. Bunun olmaması da bütçe eksikliğinden değil, vizyonsuzluktur.
  • Kamunun saygınlığını yitirmesi yeni bir şey değil. Ancak demokratik seçimlere de bunun bu denli sirayet etmesi çok üzücü. Burada bir ihbar mekanizması iyi olabilir. Müşahitlerin, kurul üyelerinin, başkanın belli olduğu durumda, bu kişilerin bir sisteme giriş yaparak belli olayları dijital olarak kayıt altına alması, itiraz değerlendirme için çok güçlü bir altyapı sağlayacaktır.

Umarım sağduyulu seçimler geçiririz. Bir sonraki seçimde kurul üyesi olmak için sabırsızlanıyorum, eğer hiç müşahitlik yapmamışsanız en az bir kez yapmanızı tavsiye ederim. Yaparken de yaşadığınız ilçe dışında bir ilçe seçmeniz, farklı insanları tanımayı seviyorsanız çok keyif verici olacaktır. Unutmadan, Ekrem Başkan’a tekrardan tebrikler, #herşeyçokgüzelolacak.

Görüşürüz.

Published by Çağlar

Entrepreneur, marketing professional. Seeking new adventures.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.